av

Av İzmir kordon boyunca bir süre dolaştıktan sonra yakınlarda bulunan bir bilardo salonuna kapağı atmıştım. Oraya genelde gençler takılıyordu. Orası benim “avlanma bölgem” idi! O gün bakalım bubi tuzağıma kim düşecekti… Bilardo salonunda oyun oynarken uzun saçları ve mavi gözleriyle çok tatlı bir sima gözüme ilişti. Bilardo oynuyordu. Sopayı tutuşu, topa vururken hareketleri beni çok tahrik etmişti. Bir süre onun götünü ve hareketlerini inceledim. Hoşlanmıştım. O oyun oynarken ben de seyircilerin arasında onu motive ediyordum, “bravo, güzel atıştı” filan. İlgisini çekmeyi başarmıştım… Oyununu bitirince yanına yaklaştım. “Oyununu çok beğendim, ısmarlıyorum benimle de oynar mısın?” Kabul etmedi, “Valla çok açım, hemen gidip birşeyler yemem lazım..” Ben hemen atıldım “O halde birlikte yiyelim, senin oyun tekniğin hakkında konuşuruz!” Tamam dedi. Birlikte bir hamburgerciye gittik. Ben ısmarladım. Bir süre sohbet ettik. Gayet memnundu. Adı Caner`di. Bilardoyu babasından öğrendiğini, bu işin federasyonuna başvuracağını filan anlattı da anlattı. Ben bu arada konuyu kadınlardan açtım. kadınlarla arası pek iyi değildi, hiç kız sikmemişti… Ona, tanıdığım bir orospu olduğunu, isterse onu sikebileceğini söyledim. Şaşırdı, sonra olabilir falan dedi. Ben şartımı da peşinen söyledim “Eğer ben de seyredersem bu işi hemen ayarlarım….” Caner kabul etti. Onu iyi bir randevuevine götürdüm. Tanıdık karılardan birinin yanına gittik. kadına çift kişilik para ödeyeceğimi ama sadece birimizin sikeceğini söyledim. Onun için farketmezdi, parasını alıyordu ya! Kadın soyundu, Caner de… Vücudu, götü ve bacakları çok güzeldi. Çirkin karının yanında bir sanat abidesi gibi duruyordu. Kabarık kalçaları iştahımı kabartıyordu. kadın önce onunkini biraz ağzına aldı. Caner`in siki kalktığında çok heyecanlandım. Oldukça büyüktü. Daha sonra kadın arka üstü yatarak bacaklarını araladı ve Caner`i içine almaya başladı. Caner orospuyu sikerken ben de orada bulunan sandalyenin üzerine kurulmuş Caner`in götünü seyrediyordum. Caner yaklaşık 12 dakika kadar pompaladı. Sonra prezervatifin içine boşaldı. Caner sikini amdan çıkarınca prezervatifi çıkarması için ona yardım ettim… Caner ile birlikte oradan ayrıldık. Caner vaktin oldukça geç olduğunu eve gitmesi gerektiğini söylüyordu. Ona eve telefon açmasını ve isterse bu akşam bende kalabileceğini söyledim. “Hem birlikte içeriz hem de porno kaset seyrederiz..” dedim. Tamam dedi. Evi arayarak bu akşam bir arkadaşında kalmak istediğini söyledi. Ailesi de sanırım kabul etmişti. Caner ile birlikte benim sota işler için kullandığım daireye gittik. Dairemi güzel döşemiştim. Pek büyük değildi ve sadece bir yatak vardı. Oturacak koltuk da yoktu. Caner ile birlikte yatağın üzerine oturarak sırtımızı yastıklara dayadık. Ben de bir porno film koydum. Bu arada özel günler için sakladığım italyan şaraplarından birini açtım. Hem içiyor hem de porno filim seyrediyorduk. Canerinkine çaktırmadan göz attım. Pantolonunun altından kabarıklığı belli oluyordu. Konuyu seksten açtım, “Biliyor musun, seninkinin büyüklüğünden çok etkilendim..” dedim. “Sahi mi” dedi. Ben, “Çıkar pantolonunu ve kilotunu da seninki hakkında detaylı olarak bir sohbet edelim” dedim. Caner çıkardı. Yarağı bütün güzelliğiyle ortaya çıkmıştı ve kalkıktı. Elimde onunkiyle oynayarak daha da sertleşmesini sağladım. Bu arada akşam üzeri yaptığı seksin etüdünü yapıyorduk. Kadının ağzına iyi alamadığını söyledim. Hatta prezervatifin üzerinden iyi olmadığını vurguladım. “Ben ondan daha iyi alırım” dedim. İnanmadı, ona ispatlamak için eğilerek onunkini ağzıma almaya başladım. İlk defa bir erkeğin ağzına veriyordu. Yarağının tadı çok güzeldi. Boğazıma kadar alıyor, dudaklarımla onu delirtiyordum. Çok tahrik olmuştu. Derken hiç beklemediğim anda ağzıma akıtmaya başladı. Spermleri yağmur gibiydi. Boğazım döl dolmuştu. Kızmış gibi yaptım. “Niye haber vermedin ki!” dedim. Donup kalmıştı. “Özür dilerim, o kadar zevkli oluyordu ki kendimi tutamadım” dedi. Ben de kızgın görünümümü sürdürerek rol kesmeye devam ettim: “Misilleme olarak ben de senin ağzına boşalmalıyım!” dedim. Çaresiz kabul etti. Hatasının bedelini bir şekilde ödemesi gerekiyordu. Hemen zaten çoktan çıkarmış olduğum yarağımı ağzına verdim. Yalamasını beceremiyordu. Ona biraz öğretmek zorunda kaldım. Bu işi büyük bir zevkle yapıyordum çünkü genç çocukların ağzına vermek ve onların götlerini sikmek benim için büyük zevkti. Caner bir süre eğitimden sonra artık gayet güzel yalıyordu. Caner, “ağzım yoruldu abi” deyince, boşalmam gerektiğini ama isterse biraz ona bacak arası yapabileceğimi söyledim. “O ne ki?” diye hayretle sordu. Ben, sokmadan götünün arasına yarağımı sürttüğüm taktirde ona bacak arası derler..” dedim. İnandı ve denemeye karar verdi. Caner’i yüzüstü yatağa yatırarak bacaklarını ikiye ayırdım. Masanın çekmecesinden önceden ayarladığım vazelin’i sikime sürerek onu kayganlaştırdım.Sonra parmaklarımla önce Caner’in göt deliğine masaj yaptım. Caner zevkle inleyince artık hazır olduğuna karar verdim. Benim ki karganın burnu gibi o dar deliğe girmek için can atıyordu. Kendi kendimi kutlayarak işte final dedim ve yarağımı Caner’in götüne bir güzel yerleştirdim. Caner can havliyle kaçmak istediyse de artık çoktan içine köküne kadar girmiştim bile! “Ah, acıyor!” deyince her zamanki klasik laflarımı kullanarak onu teselli etmeye ve bu arada ileri geri yapmaya devam ettim. “Artık sen de benim gibi bir ibnesin, bir göte yarak girince artık yaraksız duramazsın! Oldu olacak alış bari!” dedim. Caner mecbur, alışmaya çalıştı. Bunda her ne kadar ilk denemede başarılı olamadıysa da bu sikiş yeni başarıların habercisiydi. Caner’in götü o kadar sıcaktı ki benimki yaklaştı, yanardağ gibi yükseldi ve fışkırmaya başladı. Benim yanardağ’ın alevleri tüm sıcaklığıyla Caner’in götüne doldu. O gece sabaha kadar Caner’in götünü delik deşik ettim. Caner’inkini de birçok defa ağzıma alarak boşalttım. Caner “bir kere de ben seni sikeyim bari!” deyince çok memnun oldum. Beni nasıl mı sikti? Onu sonra anlatacağım. .

Ava Giderken yabancı erkeğe av oldum

Ava Giderken yabancı erkeğe av oldum.
Merhaba porno hikayeler okurları, ne zaman av mevsimi başlasa, hemen tüfeğini hazırlamaya koyulur. Bir seferinde ısrarım üzerine beni de götürmüştü. Birlikte ava gitmiştik ama ben de yabancı bir erkeğin avı olmuştum… Ava hazırlanan eşim, arabanın bagajına çadırı koyarken, “orada en az bir hafta kalacağız” demişti. Bir hafta şehirden uzak kalmak ilk anda iyi bir fikir gibi göründüyse de, sonradan “oralarda ne yapacağım? ” diye kara kara düşünmeden edemedim. şehirden yaklaşık altı saat uzaklıkta bir orman içi dinlenme yerinde kamp kurmuştuk. Etrafta bizden başka kimsecikler görünmüyordu. Kocam iki kişilik çadırı kurmaya çalışırken ben de su bulmak için dolaşmaya çıkmıştım. Epey ileride, çadırımızın görünmez olduğu noktada bir çeşme bulmuştum. Çeşmeye yaklaşırken onu gördüm. Saçı sakalına karışmış, kılığı kıyafeti dökülen iri yarı bir adam, elinde çiftesiyle çeşmenin yanında dikiliyordu. Ona “günaydın… ” diye seslendim. Gözlerini üzerime dikmiş, beni baştan aşağı süzmüştü. Sonra, “günaydın” derken gözlerini içindeki parıltıyı fark ettim. Doğrusunu isterseniz ondan hiç korkmamıştım. Hatta korkmak şöyle dursun, bu vahşi görünüşlü erkekten hoşlanmıştım bile… Sürekli olarak güneşe kısık gözlerle bakmaktan gözlerinin altı ve etrafı kırışıklarla doluydu ama yaşı taş çatlasa 40 civarında olmalıydı. Burnu düzgün, dudakları kalındı. Elleri ve ayakları da kocamandı.
Dudaklarını görür görmez, “bu etli dudaklar kadınlığımı ne güzel yalarlar, kim bilir? ” diye düşünmüştüm. Bunu düşünmek beni aniden tahrik etmişti. Gözlerimi karşımda duran yanık tenli adamın üzerinde gezdirip duruyordum. ilk defa kocamdan başka bir erkeği bu şekilde arzuluyordum. Bütün bunlar kafamın içinden geçerken haşin görünüşlü erkek, “benim adım vahap. Bu piknik yerinin gönüllü korucusuyum, hoş geldiniz!… ” dedi. Ondan beklenmeyecek bir incelikti hoş geldiniz demesi. Sonra yanıma geldi. Elimdeki su dolu kovaya uzanarak, “verin ben taşıyayım” dedi. Gerçekten ince ruhlu bir yabaniydi vahap. Kova el değiştirirken ellerimiz birbirine değmiş, o an liseli kızlar gibi heyecanlandığımı hissetmiştim. Vahap’ın o anda pembeleşen yanaklarımı görmemesinin diliyordum. Birlikte çadır kurduğumuz yere doğru yürürken, ıslaklığımın külotumun dışına geçtiğini hissediyordum. Heyecandan soluklarım sıklaşmıştı.
Kocam, yanımda bir erkekle geriye döndüğümü görünce, gözleri fal taşı gibi açıldı. Korucu vahap su dolu kovayı yere bırakırken kendisini kocama tanıttı. Daha sonra çadır kurmakta olan kocama yardım etti. Bu işlerden çok iyi anladığı hareketlerinden belli oluyordu. Akşamüzeri yanımızdan ayrılırken, benim birlikte yemek yeme konusundaki bütün ısrarlarımı ret etti ve ateşe dikkat etmemizi söyleyerek alaca karanlıkta kayboldu. Akşam çadırda kocam sevişmek istedi. Üzerimde debelenirken, ben gözlerimi yummuş, üstümdeki erkeğin vahap olduğunu hayal ediyordum. Bunun düşüncesi bile güzeldi. O yüzden iki kez orgazm olmuştum. Kocam, “orman havası sana yaradı” diye takıldı. içimden “sen öyle san… ” diye geçirdim. Ertesi sabah, kocam güneş doğarken, bir gün önce vahap’ın tarif ettiği istikamete doğru avlanmaya gitmişti. Ben de biraz yatak keyfi yaptıktan sonra pijamalarımla su almak için çeşmenin yolunu tutmuştum. Yine aynı yerde vahap’la karşılaşınca yüreğin hop etmişti.
Vahap’ın ilk sözü, “kocan çıktı, değil mi? ” olmuştu. Başımı salladığımı görünce, “bu gece hiç uyumadım, hep seni düşündüm” dedi ve yanıma yanaşıp beni dudaklarımdan öptü. Yüzünün kılları tenime değince bir hoş olduğumu hissettim. Onun olmak istiyordum, hem de tüm benliğimle… Ses çıkarmadığımı gören vahşi erkek beni elimden tutup ormanın derinliklerine doğru sürükledi. Heyecandan neredeyse nefesim kesilecekti. Bir süre sonra etrafı fundalıklarla dolu olan bir yere geldiğimizi gördüm. Etraftaki ağaçlar o kadar sıktı ki, güneş ışığı bile sızacak delik bulamıyordu. Vahap pantolonun kemerini çözerken yüzüne endişeli gözlerle baktım ve “ya kocam gelirse? ” diye endişemi belirttim. Vahap rahat bir hareketle külotunu dizlerine indirirken, “korkma, ona dün tam tersi yerleri tarif ettim” demişti.
Vahşi adam yere oturduktan sonra ellerini geriye dayadı. Bacaklarının arasındaki aleti tıpkı bir keser sapı gibi duruyordu. O sapı içime almalıydım. Hemen pijamamın alt kısmını ve mavi külotumu çıkardım. Beni karşısında yarı çıplak gören vahap’ın gözleri parlıyordu. Bacağımı üzerinden aşırdım ve ellerimi dizlerimin üzerine koyarak kucağına oturmaya çalıştım. Vahap aletini sağ eliyle kavramış, kadınlığıma doğru ayarlamaya çalışıyordu. Biraz sonra sert aletinin kafasını baldırlarımda hissettim. Hafifçe yana kayarak kendimi ayarladım. Aletinin kafası, artık alev alev yanmakta olan kadınlığımın ağzındaydı. Kıçımı hafifçe oynatarak aletin kafasını içime alınca, ateş gibi bir cismin döl yuvamda ilerlediğini hissettim.
Ellerimi vahşi erkeğimin boynuna dolayarak iri kalçalarımı kucağına yerleştirdim ve ahenkle oturup kalkmaya başladım. Bacaklarımı iyice aralamama rağmen vahap’ın aletini yine de bütünüyle içime alamıyordum.
Kazığa oturur gibi oturuyordum sert aletin üzerinde ama kafasını rahmimin üzerinde hissedememek beni doyumsuz kılıyordu. Sitem edercesine, “doyamıyorum!… Doyamıyorum… ” diye inleyince vahap pozisyonu değiştirdi. Vahap beni ellerim ve dizlerimin üzerinde oturtup arkama geçmiş o şekilde düzmeye koyulmuştu. şimdi her şey daha güzeldi. Dünyalar benim olmuşçasına mutluydum artık. Çünkü vahap’ın sert erkekliğini tam olarak içimde hissedebiliyordum. Bu da bana müthiş bir keyif veriyordu. Onun içime akıtmasını beklemeden art arta orgazm olmaya başladım. En sonunda yere kurumuş otların üstüne yığılırken, az ötemde, yoğun çalılıklardan gelen çıtırtıları duymuştum ama bunu düşünecek halim yoktu doğrusu. Beş gün boyunca, kocam her sabah güneş doğarken avlanmaya gitmiş, ben de avcım vahap’ın güçlü kollarına ve erkekliğine koşmuştum. Akşamları kocam çadırımızda üzerimde gidip gelirken, hala “bak orman sana nasıl da yaradı” diyordu. Vahap’la her sevişmemizde ilk gün duyduğum o çıtırtıları duydum. Kimseleri göremiyordum ama birisinin bizi izlediğinden emindim. Bu da beni çıldırtmaya yetiyordu…